A Case of Domestic Violence: The Ethical Dilemma Between Maintaining Confidentiality and Responsibility to Report Violence
Keywords
domestic violence, Turkish Penal Code 280, primary health care services, professional ethics.Aile içi şiddet, TCK 280, Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Mesleki Etik
Full record
Show full item recordOnline Access
http://dergipark.org.tr/spcd/issue/21120/227487Abstract
The most common type of domestic violence isdirected by adult males against women and children. Mostof the time the violent behavior is kept hidden within thefamily and a social learning method is passed down fromgeneration to generation. Individuals exposed to violenceoften go to health care workers. Because nurses andmidwives in primary health care facilities are both femaleand have the opportunity of know the social characteristicsof families in the region, they are in an ideal position to helpfamilies protect themselves against violence. However,unfortunately, the institutions who are required to offerprimary health care services have the approach that healthcare services is only treating illnesses. In these facilities itis known that health care services for protecting familiesagainst violence, and for strengthening and monitoringfamilies at risk are not provided. On the other hand, the280th article of the New Turkish Penal Code (TPC) givesthe responsibility for health care personnel to report to legalauthorities when they witness violence and the signs ofviolence. This responsibility is in conflict with one of theprinciples of professional ethics, responsibility to maintainconfidentiality. This article will present a case study relatedto the dilemma for health care personnel created by the280th article of the New TPC to report violence and theresponsibility to maintain confidentiality which is one of theethical principles of the profession, and it is expected thatthere will be a discussion by the different sides of the issue.Aile içi şiddet en yaygın şiddet türü olup, sıklıkla erişkin erkek tarafından kadın ve çocuğa uygulanmaktadır. Aile içi şiddet davranışı çoğu zaman gizli kalmakta ve sosyal öğrenme yolu ile kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Şiddete maruz kalan bireyler sıklıkla sağlık çalışanlarına başvurmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmeti sunan kurumlardaki hemşire ve ebeler hem kadın olmaları, hem de bölgelerindeki ailelerin sosyal özelliklerini tanıma şansına sahip olmaları nedeni ile şiddeti önleme konusunda ailelere yardım etmek için uygun konumdadır. Ancak ne yazık ki sağlık hizmetlerini yalnız hastalık tedavisi olarak görme yaklaşımı birinci basamak sağlık hizmetleri sunması gereken kurumlar için de geçerli görünmektedir. Bu kurumlarda aileleri şiddetten koruyan, güçlendiren, riskli aileleri izleyen bir sağlık bakım hizmeti uygulanmadığı bilinmektedir. Diğer yandan Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK) 280.madde ile sağlık personeline suç ve suç belirtilerine tanık olduğunda durumu adli makamlara bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülük mesleki etik ilkelerden olan sır saklama yükümlülüğü ile çelişmektedir. Bu makalede bir örnek olgu bağlamında Yeni TCK 280. maddeye göre sağlık personelinin şiddeti ihbar etme yükümlülüğü ile mesleki etik ilkelerden biri olan sır saklama yükümlülüğü yarattığı ikilem ortaya konulmakta ve ilgili taraflarca tartışılması beklenmektedir.
Date
2007-12-01Type
info:eu-repo/semantics/articleIdentifier
oai:dergipark.org.tr:article/227487http://dergipark.org.tr/spcd/issue/21120/227487
10.21560/spcd.00934